02 Kasım, 2007

Nasıl Bir Şiir Dinamik Şiir // Şiiri Özlüyorum // MART-NİSAN 2007

“Gerçek asla kendisinden memnunluk duyulmayan, asla baş tacı edilmeyip, saygı beslenmemesi gereken şeydir; çünkü gerçek, yaşamın çer çöpüdür. Gerçeği değiştirmenin tek yolu onu yadsımak, ondan daha güçlü olduğumuzu göstermektir.”
Herman Hesse

Goethe yaşama 22 Mart 1832’de yılında gözlerini yumarken söylediği son sözleri çok yankı uyandırmıştır: “Işık, daha çok ışık!”. Bugün Türk şiirinin geldiği noktada tamda bizim söylememiz gereken şeyleri söylemiştir. Evet, bir edebiyatın gelişmesi yeni nesil demektir. Genç şiirin elinden tutmak ve onlara yol açmak gerektirir. Zira meşaleyi taşıyan ve incecik şiir ışıklarını kalın konturlar haline getirmek için çaba sarf eden şairleri, öncelemek gerekmektedir. Şimdi serzenişleri duyar gibi olmaktayım. Hani meşaleyi alacak şairler var da biz mi vermiyoruz gibilerinden. Ya da ışık varda biz mi görmüyoruz gibi. Diğer arkadaşların buna cevabı ne olur bilemem ama ben buna “dinamik şiir” ile cevap vermek istiyorum.

Bugün geldiğimiz noktada Türk şiirinin şairden beklentisi, kısır döngüyü kırmak olmalıdır. Kendini tekrar eden şiiri yıkmak, var olanı başka formlarda sunmaktan ziyade yeni formlar geliştirerek; şiirin yalnızca hamurunu değil mayasını da değiştirmeyi bilmektir. Burada kendi şiirini oluşturmak ve poetikasını geliştirmek için çabalayan genç şaire önce derdi sorulmalıdır. Derdinin çizeceği izleğe bakılmalıdır.

Dinamik şiirin altyapısı her sözcüğün şiirde anahtar olma eğilimidir. Dize içerisindeki sözcükler kendi anlam ve içeriğini zorlayarak şiire bir doğurganlık getirir. Burada amaç her sözcüğün başlı başına bir şiirin yapı taşı olduğunu sergilemek ve bir sözcüğün bünyesinde barındırdığı nitelikleri ortaya çıkarabilmektir. Sözcüğün şiirdeki etkisini ve yaratıcılığını vurgulamaktır. İnsanın hücre yapısının önemi gibidir. Uzun vadeli yaşamak için (bir şiirin kalıcılığı ile bağdaşır) nasıl hücrelerinin kendini yenilemesi gerekirse, şiirde de hücre sözcüktür. Her okunduğunda kendini yenileyen, anlam olarak büyüyen bir boyut kazandırmalıdır. Yaptığı yeni çağrışımlarla belleği zorlamalıdır. İmge şiirin kalıtsalıdır. Şiir her defasında farklı bir anlamla bizleri selamlamayı bilmelidir ya da ilke edinmelidir.

Dinamik şiirin altyapısında hep bir kaos yatar. Bu içinden çıkılmazlık yüksek etki hali yaratır. Şiirin çarpıcılığı da buradan gelir. Besler kendisini. Herman Hesse’in dediği gibi “Bir gece doğum yapan bir kadına yardım etmem gerekmişti, alabildiğine büyük bir acıyla alabildiğine büyük bir sevincin dışavurumlarının düpedüz birbirine benzediğini gördüm”. İşte dinamik şiirde kendini hayattaki bu ince noktayı şiire yansıtmak, en dipte kalan detayı şiirde yoğurmak için şekillendirmektedir.

Dinamik şiir toplumdaki çelişkinin dışavurumudur. İnsanın kendisine değil içine ayna tutar. İnsan kendisine değil içine bakar. Bunu farklı bir biçim ve biçemle sürekli devingen, sürekli olağan ve sürekli bir şaşırtıcılıkla tutar. Hep yinelediğim gibi yenilikçilikten kasıt buluş düzeyindedir. Şiirde hem biçimi hem anlamı zorlar.

Dinamik şiir arınmıştır, özdür, son sözdür. Dinamik şiir aklı en uca doğru sürer. İnsan da düşünme yetisi arar. Varacağı noktayı bilir. Bir şiirdeki en önemli kıstas, nereden çıkıp nereye gideceğini bilmektir. Başıboş sözcüklerle başıboş anlamlarda gezinmemektir.

Dinamik şiir arar. Hep bir arayış içerisindedir. İçerisinde bir buluş barındırmak ister. Anlam olarak, sözcük olarak, ses olarak. Dinamik şiir Mallerme’nin “Şiir, sözcükler dinidir” sözünü benimser.

Dinamik şiir edebiyattaki mekanikleşmenin, körleşmenin, kısır döngünün, hamlamanın karşısındadır. Tutucu değil akıcıdır. Durucu değil durulayıcıdır. Susucu değil yankıcıdır. Susturucu değil tetikleyicidir. Sakinleştirici değil coşturucudur.

Bu aşırı yenilikçiliği sayesinde şiirde tek tipleşmeyi, kapalılığı yıllarca aynı girizgâhı kullanmayı reddeder. Kendinin devamı ve kendinin ezberi olan yaklaşımı siler. Her şiir farklı bir anlayışın, biçim ve anlam örgüsünün izleğiymiş gibi okuyucu karşısına çıkar. Her şiir farklı bir misyon taşır Ama şairi tektir ve dize içerisindeki hassas uyaklaması ve sözcüğün anlamlarını zorlayan yaratıcılığıyla şiirinde kendini hemen hissettirir.

Şiirde kuralcılığı, öğreticiliği, sınırlamayı sevmez. Kendi kuralını her şiirde kendi geliştirir. Kendi kendisinin öğreticisi ve ehlidir. Kendi sınırlarını çizmeyi hep sürünceme de bırakır. Bilir ki sınır şiiri tüketir. Oysa dinamik şiir tükenmek değil devamlı üretmek ve farklıyı üretmek için vardır.

Dinamik şiir anlamdaki inceliği, sözcük ve dizedeki naifliği bulur çıkarır. İnsana bir iç çekiştir. Dinamik şiir insan ötesine, doğaüstüne geçiştir. Akmaya değil çağlamaya meyillidir. Kendi içerisinde dizeler arası ve sözcükler arası göndermeler yapar. Böylece şiiri daha akıcı, sözcükleri daha kalıcı; şiiri de bütünsellik açısından akılcı kılar. Şaşırtıcılığı da buradan gelir. Şiir her dize de yenilikçiliğiyle yaratıcı imgeleriyle, anlamdaki çok çeşitliliğiyle ön plana çıkar.

Dinamik şiir kaynağını zorlar. Hammaddesi sudur. Ancak su kendinden ziyade gezdiği coğrafyayı solumayı, soluktaki doğayı, doğadaki yalnızlığı, yalnızlıktaki şiiri bulur çıkartır. Kazıma prensibiyle yoktan var etme, yoktan çok etme prensibiyle yola koyulur. Yolda yanına katık olarak sürekli değişimi alır. Kendi yarattığı çağlayanlara su olur ses olur.

Bu şiir ile ilgili detaylı çalışmalar zaman içerisinde toplu olarak sunulacaktır. Ancak burada bizim toplum olarak da hemen tüketmemizin ve eskitmememizin temelinde zaten yeniyi aramamamız ve eski üzerinden bir şeyleri inşa etmeye kalkışmamız yatmaktadır. Biraz aklın ve zekanın zorlanması, biraz ruhtaki çatışmanın yansıtılması gerekmektedir. Hareketliliği ve yeniliği bu çerçeve de algılamaz isek, bir deprem bölgesinde sürekli yeni inşalar yapan müteahhitlere döneriz. Hatta hasarlı evlerde tekrar tekrar oturmaktan hiç çekinmeyiz. Bu noktada uzun soluklu şiirler üretemezsek ve yeniyi hep yeniyi yalnızca üslupta değil her şiirde yeniyi bulup çıkaramazsak Goethe’nin aşağıdaki dizelerine mahkûm ederiz kendimizi:

“Seller niçin bu denli çabuk kurur
Niçin gene susamışlık içinde kalakalırız?
Süregiden deneyimimdir bu”

Yukarıda Hesse’den alıntıladığım kısma dönerek bitirmek istersem, dinamik şiirin temeli gerçekten daha gerçek olmaktır. Bugün var olan şiirin çok üstüne çıkmaktır. Ancak burada önemli olan bu direnci gösterebilmektir. Yeniliğe açık şiir, yeniliğe açık toplumlarda kendini sergileyebilir. Burada dinamik şiirin ilkesini Oruç Arıoba’nın aşağıdaki dizeleri çok iyi anlatır:
“Aldırmaz sokaklara
Su-
kendi yolunu kendi bulur.”

Hiç yorum yok: